Turgut Özal Mh. E-5 Karayolu Üzeri Otoport AVM 68. Sk No: 46/220 K:7 Haramidere / Esenyurt İSTANBUL

Hemşire, Ebe ve Paramedik Mesleki Sorumluluk Sigortası

05.09.2019
Yazar: Doç. Dr. Mehmet ERGİN
Hemşire, Ebe ve Paramedik Mesleki Sorumluluk Sigortası

Hemşire Sigortası, Ebe Sigortası ve Paramedik Sigortası hakkında ikinci makalemiz Doçent Doktor Mehmet ERGİN tarafından kaleme alınmıştır.

Sağlık çalışanları açısından ‘tıbbi kötü uygulamaya bağlı hukuki süreçler’ endişe verici bir konudur. İnsan bilmediği şeyden korkar ve anlamadığı şey zor gelir. Sağlık çalışanları olarak yapmamız gereken ise emek verip, konuyu anlamak ve öğrenmektir.

Sağlık çalışanlarının yaptıkları tıbbi müdahalelerde ‘dikkat ve özen eksikliği veya ihmal’ nedeniyle ortaya çıkan tıbbi kötü uygulama konusunda duydukları endişenin altında yatan nedenler irdelenmelidir. Bu açıdan tespit edilecek en çarpıcı nokta ‘sağlık çalışanlarının alanları ile ilgili mevzuat konusundaki bilgi düzeyinin yetersizliği’ olacaktır. Gerçekleşen soruşturma ve incelemeler sırasında, sağlık çalışanları bir bilinmezin içine düşmekte ve yanlış uygulamalar gerçekleştirip, geri dönüşü zor sonuçlar ile karşı karşıya kalmaktadırlar.

Öte yandan, hasta başvuru sayısı ile kabaca değerlendirilecek olan ‘iş yükü’ fazlalığı ise diğer bir gerçektir. Örneğin 2018 yılında tüm Türkiye’deki yataklı sağlık kuruluşlarının acil servislerine yapılan toplam başvuru sayısı 100 milyondan fazla oldu. Bir başka ifade ile ülkemizin yıllık acil servis başvuru sayısı, nüfus mevcudumuzu aşmaktadır. ABD’de yıllık acil servis başvuru sayısı toplam nüfusun 1/3’ü kadar iken, bu oran İngiltere’de ¼ olarak gerçekleşmiştir. Hemşire istihdamı ile ilgili önemli ölçütlerden biri olan hemşire-hasta oranı ya da dolu yatak başına hemşire sayısıdır. Bu oranlar birçok ülkede hemşire insan gücünü planlamada kullanılan geleneksel bir yöntemdir. Yurt dışında “hemşire:hasta oranı” yataklı servisler için 1:5 ve yoğun bakım üniteleri için 1:1 ya da 1:2’dir. Ülkemizde ise “hasta:hemşire oranı”na ilişkin olarak ilk yasal düzenleme yoğun bakım üniteleri (2007) için söz konusu olup, bu oran 2013 yılı düzenlemelerine göre “II.düzey hastalar için 1:3” ve “III.düzey için 1:2”’dir. Özel hastaneler yönetmeliği’nde, hastanelerin tüm yatakları için yatak başına istihdam edilecek hemşire sayısı yer almakta (1:7) olup, bu rakam vardiyada bulunması gereken hemşire sayısına projekte edildiğinde hemşire başına düşen hasta sayısının çok yüksek olduğu (1:25) bildirilmektedir. Dünyadaki meslektaşları ile kıyaslandığında, fazla iş yükü ile ülkemizdeki sağlık çalışanlarının hata yapma riskini de arttırabilir.

Sağlık hizmeti göz önünde yapılan bir hizmet olup, insan hayatına direkt olarak etkilemektedir. Hizmetin kalitesi ve ulaşılabilirliği konusunun etkileri sağlık alanının çok dışına taşmaktadır. Sağlık alanına yapılan negatif haberlerin daha çok ilgi çektiği ve reyting yaptığı düşünüldüğünde, yargılanmış ve sonuca varılmış gibi yansıtılan haberler ile sıkça karşılaşmaktayız. Bu yönü ile sağlık çalışanları hep göz önünde ve hep ilginin odağında yer almaktadır. Bu durum sağlık çalışanlarının iş stresini yükseltir ve hata riskini arttırabilir.

Hasta haklar kavramının sağlık çalışanlarının hakları ile sağlık kuruluşlarının şartları ve işlerliğine göre relatif olarak hızlı gelişimi, maddi ve manevi tazminat konularının ön plana çıkarılması gibi noktalar sağlık çalışanlarını yaptıkları tıbbi müdahalelerin – olası – istenmeyen sonuçları hakkında endişelendirmektedir.

Vardiya usulü çalışma sistemi, aylık olarak çalışma süreleri fazlalığı, güncel, güvenilir ve doğru tıbbi bilgiye ulaşımda yaşanan sıkıntılar sağlık çalışanlarının ‘tıbbi kötü uygulama’ konusunda endişelerini besleyen diğer gerçeklerdir. Yurt dışında yapılan çalışmalarda, 14 ila 16 saatten uzun vardiya sürelerinin tıbbi kötü uygulama riskini arttırdığını ortaya koymaktadır.

Tıbbi müdahale’ kavramına sağlık ve hukuk bakışının farklılığının sağlık çalışanları açısından iyi kavranması gereklidir. Tıbbi müdahale – hukuk gözü ile – kişinin vücut bütünlüğüne yapılan bir müdahaledir. Tanımı konusunda fikir birliği bulunmamak ile birlikte tıbbi müdahalenin sınırları açıkça çizilmiştir: ‘Tıbbi zorunluluk ve kanunda yazılı haller dışında, kişinin vücut bütünlüğüne dokunulamaz; rızası olmadan bilimsel ve tıbbi deneylere tabi tutulamaz.’ hükmü anayasamızda yer almaktadır. Hasta Hakları Yönetmeliğinden yola çıkarak; kişinin vücut bütünlüğüne yönelik, girişimsel olsun yada olmasın yapılacak herhangi bir müdahalenin ‘tıbbi müdahale’ sayılabilmesi için şu dört noktanın yerine getirilmesi gerekmektedir:

  1. Tıp mesleğini uygulamaya kanun ile yetkilendirilmiş kişiler tarafından gerçekleştirilmelidir.
  2. Bireyin sağlıklı olma halinin sağlanması, korunması veya geliştirilmesi amacı ile yapılmalıdır.
  3. Güncel tıp biliminin kural ve standartlarına uygun ve tıp biliminin sınırları içerisinde uygulanmalıdır.

1928 tarih ve 1219 sayılı kanun genel olarak tıp mesleklerini tanımlayarak, yetki ve görev çerçevesini belirleyen temel kanundur. 2014 yılında ise sağlık meslek mensupları ile sağlık hizmetlerinde çalışan diğer meslek mensuplarının İş ve görev tanımlarına dair yönetmelik yürürlüğe girdi. Tıbbi müdahalede yetki ve sorumluluk esasen hekime aittir. Dolayısı ile hekim veya kanunda açıkça belirtilmiş meslek mensupları dışındaki kişiler tarafından yapılacak müdahaleler tıbbi müdahale olarak nitelendirilemez. Bunun ile birlikte, teşhis ve tedavi faaliyetine ilişkin kararların hekim tarafından verilmesi şartı ile, diğer tıp mesleği mensuplarının da tıbbi müdahaleye katılmalarının önünde bir engel bulunmamaktadır. Bu neden ile hekim dışı tıp mesleği üyelerini yani hemşire, ebe ve tıbbi teknisyenlerin yardımcı sağlık personeli olarak tanımlamak doğru değildir. Aksine, teşhis ve tedavi yetkileri olmasa da, insanın vücut dokunulmazlığına doğrudan müdahalede bulunabilen meslekler yardımcı değil, asli tıp meslekleri olarak kabul edilmelidir.

Tıp mesleği mensuplarının şunu gözden kaçırmamalıdır: bir müdahalenin tıbbi nitelik taşıması için yukarıda sayılan unsurları içermesi, müdahaleyi hukuka uygun hale getirmez. Özünde kişilik haklarına saldırı niteliği taşıyan tıbbi müdahalelerin hukuka uygun sayılabilmesi için gerekli şartlar şunlardır:

  1. Tıbbi müdahaleye rıza gösterilmesi veya
  2. Tıbbi zorunluluk hali bulunması veya
  3. Üstün nitelikli özel veya kamusal yarar sağlanması hali veya
  4. Kanunun verdiği yetkinin kullanılması durumu.

Tıbbi müdahaleler – nitelikleri gereği – kişinin maddi kişisel varlığına dahil edilen hayat, beden tamlığı ve sağlık unsurlarına yöneliktir. Bu neden ile tıbbi müdahale, ortada hukuka uygunluk sebebi bulunmadığı sürece – Diğer bedensel bütünlüğe yönelmiş müdahaleler gibi – bedensel bütünlüğün ihlali niteliğini taşır ve hukuka aykırıdır.

Sağlık çalışanları için; hukuki süreçlerden uzak kalmak ve süreçler içinde doğru yol alabilmek ve istenmeyen hukuki süreçlerin ardından mağduriyet yaşanmaması adına 3 önemli köşe taşı bulunmaktadır:

  1. Kanunu bilmemek mazeret sayılmaz.
  2. Mesleki bilgi ve uygulamalarımızın güncel kalmasını sağlamak.
  3. Mesleki sorumluluk sigortası yaptırmak.

Sağlık alanında mesleki sorumluluk sigortası ilk olarak hekim meslek grubunda başladı. Hekim Mesleki Sorumluluk Sigortasının, 2006 yılında genel şartları yayınlandı ve klozu belirlendi. 2010 yılında ise zorunlu hale getirildi. Sorumluluk hukukunda ve hekimin hukuki sorumluluğunda meydana gelen gelişmeler, hekimlere yönelik tazminat taleplerinin artışı hekim mesleki sorumluluk sigortasına olan ihtiyacı arttırmıştır. Sigortanın zorunlu olmasının akabinde ülkemizde 140.000 hekimden 85.000 tanesi sigorta yaptırmıştır. Hekim mesleki sorumluluk sigortası, tıp mensuplarının mesleki görevlerini yerine getirirken hata, ihmal veya kusur nedeniyle üçüncü şahıslara verebilecekleri maddi ve bedeni zararları tazmin eden bir sorumluluk sigortasıdır.

Öte yandan sağlık sistemi / sağlık kurumunun organizasyon ve işleyişi kusurları veya hekim dışı tıp mesleği üyelerinin yani hemşire, ebe ve tıbbi teknisyenlerin dikkat veya özen eksikliği veya ihmali nedeniyle ortaya çıkan ancak tazminatın tamamına yakınının hekime yöneltilmemesi konusunda hukuki kararlar gündeme geldi. Bu gelişmeler hekim dışı tıp mesleği üyelerini yani hemşire, ebe ve tıbbi teknisyenleri kapsayan mesleki sorumluluk sigortası ihtiyacını ortaya çıkardı.

Hekim, hemşire, ebe ve tıbbi teknisyenler açısından ‘mesleki sorumluluk sigortası’, her gün gerçekleştirdiğimiz – belki onlar ve hatta yüzlerce – tıbbi müdahalelenin istenmeyen sonuçları konusunda taşıdığımız riski paylaşmak anlamına gelmektedir. Basit anlamda meslek sigortası da aracınız için yaptırdığınız ‘kasko’ uygulamasına benzemektedir. Her gün onlarca kilometre yol alıyoruz. Karşılaşabileceğimiz olası bir kaza sonrası zararınızın telafi edilmesi noktasında bir güvence olarak araçlarımıza kasko yaptırıyoruz.

Sağlık çalışanı olarak ‘mesleki sorumluluk sigortamın’ asla devreye girmemesini diliyo ve umuyorum. Her ne kadar hekimler için zorunlu olsa da – yazımın içinde belirttiğim nedenlerden dolayı – risk yönetimi ve paylaşımı açısından ‘mesleki sorumluluk sigortamı’ zamanı geldiğinde yaptırmaktan geri kalmıyorum.

Doç. Dr. Mehmet ERGİN

Ziyaretçi Yorumları

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

Ürün ve Hizmetlerimiz Hakkında Daha Fazla Bilgi Almak İçin Bizi Arayabilirsiniz: